Kategoriler
Sağlık

COVID-19 Geçirenler Anlattı !

Covid-19 salgını tüm ülkeleri olumsuz etkilemeye devam ediyor. Salgın sürecinde Türkiye’de 6 milyona yakın kişi virüse yakalandı, 5,5 milyona yakını iyileşti. Güvenlik Görevlisi olarak çalışan Fırat Özcan ve Ev Hanımı Semra Bahar (56) Covid-19’a yakalandılar ve iyileştiler. Özcan ve Bahar, hastalık süreçlerini anlattı.

Fırat Özcan 31 yaşında iş yerinden, ev hanımı Semra Bahar ise 56 yaşında ve eve gelen nakliye işçilerinden virüsün bulaştığını belirtti. Özellikle tat-koku alamama ve boğazda şiddetli ağrı yaşadıklarını belirten Fırat Özcan ve Semra Bahar’a neler yaşadıklarını sorduk.

Covid-19’a yakalanma süreciniz nasıl oldu?

Fırat Özcan: Covid-19′ a tam emin olmamakla beraber çalışmış olduğum iş yerinde yakalandığımı düşünüyorum çünkü aynı dönemde birkaç kişi daha bu hastalığa yakalandı. Hastalığa yakalandığım dönemde sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar devam ediyordu. Onun için genellikle ya evdeydik ya da iş yerinde. Hastaneye gittim ve yapılan testler sonucunda
pozitif olduğum ortaya çıktı.

Semra Bahar

Semra Bahar: Nisan ayında Covid-19’a yakalandım. Virüse yakalanmadan 4 gün önce evime eşya aldım. Eşyaları getiren nakliyecilerden virüsün geçtiğini düşünüyorum. Hastaneye gidip test yaptırdım ve pozitif çıktı. O an gerçekten ne yapacağımı bilemedim. Eve gidip karantina sürecine girdim. Temasta bulunduğum herkese haber verdim. Çok mutluyum ki o süreçte kimseye bu virüsü bulaştırmadım. Benim için zor geçen çok ağrı çektiğim bir iyileşme süreci
geçirdim. Sizdeki ilk belirtiler nasıl ortaya çıktı? Sizde ortaya çıkan en önemli belirti ne oldu?

Fırat Özcan: İlk gün vücut ısısı gayet normaldi ancak öksürük, halsizlik ve yorgunluk hissiyatı vardı. İkinci gün tat ve koku duyularımı tamamıyla kaybettim. Hemen PCR testi için hastaneye gittim ve sonuç pozitif çıktı. En önemli belirtti tat ve koku kaybı diyebilirim. Doktorumun söylediğine göre bu duyu kaybının sebebi virüsün tat ve koku sinirlerini besleyen damarların uyarılmasında sorun oluşturmasıymış. Hastalık sürecini evimde geçirdim, hastaneye yatmadım. 10 günlük karantina surecinden sonra sağlığıma kavuştum.

Semra Bahar: Ağzı içinde delikler oluşmaya başladı. Boğazımda yanma, kuruluk ve yuma sıkıntısı çektim. Pozitif çıktıktan sonra hastaneye yatmama gerek kalmadan iyileşme sürecimi evde geçirdim. 10 gün karantinada kaldım. İlaçları kullandım, hastalığı atlattım ama süreç çok zor geçti.

Hastalığı geçirdikten sonra sizde kalıcı bir belirti oldu mu?

Fırat Özcan: Hastalığı atlattıktan sonra 1 ay kadar merdiven çıkmada zorlandım, hızlı tempo yürüyüş ve koşularda çok çabuk yoruldum. Günlük yapabildiğim şeyleri daha yavaş ve temkinli yaptım. Öksürük de devam etti. Ancak kalıcı bir belirti olmadı.

Semra Bahar: Hastalığı geçirdikten sonra yutkunurken boğazımda batma, acı ve nefes almakta zorluk çektim. Doktora gittim ve bana tekrar tedavi verdi ama hala belirtileri geçmedi. Kalıcı sorunlar yaşıyorum.

Okurlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Fırat Özcan: Klişe olacak ancak kesinlikle ve kesinlikle maske , mesafe ve temizlik. Siz her ne kadar dikkat etseniz de birlikte çalıştığınız ve toplum içinde temas halinde bulunduğunuz kişiler de kesinlikle maske takmalı ve mesafeyi korumalı. Covid-19 olduğum için henüz aşı yaptıramıyorum süreç bitince ilk işim aşı olmak olacak. Herkese Covid-19 aşısını olmalarını tavsiye ediyorum.

Semra Bahar: Herkese kendisini çok iyi korumasını tavsiye ederim. Maske -mesafe ve temizliğe mutlaka dikkat edilmedi. Nereden bulaşacağı belli olmuyor. Kalabalık ortamalara girmeyin. Mutlaka aşı olunuz. Bana olmaz demesinler mutlaka önlemlerini alsınlar. Dilerim ki hiç kimse bu hastalığı yaşamasın ve artık en kısa zamanda bu pandemi sona ersin. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Aile Hekimleri İş Bıraktı

Aile Hekimleri, “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği”ni protesto etmek amacıyla iş bıraktı.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulundan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi,

“Bu yönetmelikle aile hekimliği çalışanlarının yaşayacağı hak kayıplarını kabul etmemiz mümkün değildir. Başımızda bir tehdit gibi hissettiğimiz sözleşme yenilememe maddelerini, süreçte net sınırları ve kimlerden oluştuğu belirlenmemiş komisyonlarla karşı karşıya kalacak oluşumuzu, iş güvencemizin olmayışını, sosyal medyada yaptığımız bir paylaşımın ya da basına demeç vermenin sahte evrak düzenlemekle eş sayılmasını, bir aile hekimliği birimi başına düşen ortalama nufüs İstanbul’da hala 3600 ‘ler seviyesinde iken; nufüslar düşürülmeden katsayılar arttırılmadan Kronik Hastalık Takibi ‘nin de aile hekimlerine yüklenmesini kabul etmiyoruz. ‘’CEZA” ve “HAK KAYBI’’ yönetmeliği biran önce geri çekilmeli, Bakanlığımız sesimizi duymadığı takdirde  her türlü hukuki ve bugün başladığımız eylemsel mücadelemize sonuna dek devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz”

Aile Hekimliği Sisteminin Güçlenmesi Ülke Sağlığını İyileştirecektir

“2005 yılında büyük umutlarla başlayan aile hekimliği sistemi süreç içinde verilen yanlış kararlar ve yönetimler , sahadan uzak yapılan planlamalar nedeniyle çöküş yaşamış, bitme noktasına gelmiştir. Aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının kendisine bağlı nüfusa (bu hizmeti kaliteli alabilecek sayılarda olmalıdır ki 2000-2500 kişi civarında olması gereken nüfus şu an İstanbul’da aile hekimi başına 3500’dür) doğum öncesinden ölümüne dek koruyucu sağlık hizmeti verip hasta olmayı önlenmesi tüm medeni ülkelerde olduğu gibi sağlık sisteminin temel taşıdır. Bu uygulanır ise toplumun sağlığının yükselecek, hastanelerdeki yoğunluğun azalacak , sağlık harcamalarının genel bütçedeki payının anlamlı bir şekilde düşecek ( çünkü korumak hastalığı tedavi etmekten çok daha ucuzdur ) olması tartışılmaz bir gerçektir. Koruyucu sağlık hizmetinin ön planda olmasının yararları yıllardır bilimsel olarak kanıtlanmıştır”

 

 

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Hekimlerden 4. Doz Tepkisi !

Türk Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığının 4. doz kararını eleştirdi. Birlikten yapılan açıklamada, “Dördüncü dozlar hakkında alınan kararın somut verilerle desteklenmemesidir. Yapılan hiçbir çalışmanın verileri hatta çalışma yapılıp yapılmadığına dair bilgi dahi açıklanmamıştır” denildi.

TTB’nin açıklamasında şu ifadeler yer verildi

“Yurtdışına çıkışlarda özellikle bilimsel toplantılara katılması gereken meslektaşlarımızın meslek örgütümüzden talepleri olmuş, bu talepler ışığında bir tanımlama yapılması için Sağlık Bakanlığı’na çağrı yapılmıştı. Sağlık Bakanlığı ise bir gecede herkese 4. doz aşıyı açarak aşılamaya dair sorulara bir yenisini eklemiş oldu. Henüz ilk doz aşısını olanların aşıları tamamlanmamışken, üstelik siyasi otorite tamamlanması için etkin bir aşı kampanyası yapmaya yanaşmazken; alınan karar ile aşı tedarikinde sorun yaşanması ihtimaline karşı bir program yapılmış mıdır? Sağlık Bakanlığı 4. doz uygulamasını başlatırken buna ilişkin hangi uzlaşı raporları ve saha verisi esas alınmıştır? Alanda sorular ile muhatap olan meslektaşlarımız daha fazla belirsizlik ile baş başa bırakılamaz. Sağlık Bakanlığı bu uygulamada nasıl karar alındığını, iki doz Coronovac yaptıran 32 milyon kişinin verilerini ve düzenlemeyi hangi verileri esas alarak yaptığını derhal açıklamalıdır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

BSHA – Bilim Sağlık Haber Ajansı

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Bakanlıktan 4. Doz Kararı

Sağlık Bakanlığı 4. doz kararı aldı. Sağlık çalışanları ve öncelikle gruplar için 4. doz aşı randevuları açılmaya başlandı. Dördüncü doz, üçüncü dozdan 21 gün sonrasında sağlık personeli ve 60 yaş üzerine tanımlandı. Ayrıca 15 yaş üzeri herkes ve 12 yaş üzeri kronik hastalığı olanlar da vurulabilecek.

Ege Üniversitesi Hastanesinden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof.dr. Zafer Kurugöl, Türkiye’de 19 milyon kişinin aşısız olmasının asıl sorun olduğuna dikkat çekti. Dr. Kurugöl, “Öncelikle 19 milyon kişinin aşılanması gerekiyor. Bir kişiye 4 değil, 40 doz dahi yapılsa yine hastalık buluşma riski var. Türkiye’de aşılanma hızlıca tamamlanmazsa yeni bir varyant çıkıp bizleri hasta edebilir” uyarısında bulundu.

Gazeteci Yazar Uğur Dündar da, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu, “Sağlık Bakanlığı,2 doz Sinovac aşısı olanlara 2.doz BioNTech aşı olmalarını önerdi.Böylece Sinovac’ın Covid-19’a etkisizliği tescillendi. Yetersiz veriyle Sinovac’ın yüzde 91 oranında koruyucu olduğunu açıklayan Prof.Dr.Serhat Ünal, Türk Tabipler Birliği’nce soruşturulmalıdır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

16 Ağustos’ta Aile Hekiminiz Eylemde Olacak ! Aile Sağlığı Merkezi kapalı

Aile Hekimleri, 1 Temmuz’da yayınlanan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğini protesto etmek amacıyla 16 Ağustos günü yurt genelinde (afet bölgeleri hariç) iş bırakma eylemi gerçekleştirecek. Bir çok sağlık meslek örgütü tarafından desteklenen eylem hakkında Aile Hekimleri Federasyonu, (AHEF)  “Geniş katılımlı bir eylem gerçekleştireceğiz” dedi.

Yönerge değişikliğinin Aile hekimleri açısından bir kazanım olmadığının altını çizen AHEF yetkilileri, “1 temmuz öncesi yaptığımız bütün işleri hala yaptığımız halde ekmegimizden kesilecek %10 dan vazgeçilmesi stratejik eylem planımızda bir değişiklik yaratmayacaktır.  Haksızlığa ve adaletsizliğe karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.

Ceza yönetmeliği ile uygulamaya başlanan ; tek kişide toplanan fesih yetkisi, Entegre ve Cezaevinde çalışanların sorunları, gelir kayıpları, sosyoekonomik gelişmişlik katsayı düzenlemesi ile oluşan kayıplar, basına demeç ve röportaj verme kısıtlaması , fesih tehdidi,  katlanır cezalar, saldırgan hastaya karşı kendimizi korumamızın bile suç olması koşulları devam ediyor. Baskı ve dayatma içeren yönetmelik halen yürürlükte. Son on yılda %60 gelir erimesi ve  hak kayıpları varken, tek kuruş ödenmeyen  şartsız ek ödeme beklerken, vekaletsiz izin hakkımız hala yokken, kopyala yapıştır yöntemler ile ülkemiz koşullarında uygulanması mümkün olmayan kronik hastalık takip ve izlemler devam ediyor. Öncelikle bugün sadece tamamına yakın aile hekimliği çalışanlarından haksızca alınan hak edişlerimizin iadesi için, yapılmış bir yanlıştan dönülmüştür” şeklinde konuştu.

Bakanımızı Görüşmeye ve Sahanın Sorunlarını Dinlemeye Davet Ediyoruz

AHEF’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi, “Söz konusu yanlıştan dönmeyi diyaloga açılan yol olarak kabul ediyoruz. Her zaman diyaloga açık olduğumuzu yineliyoruz. Gelin yanlışlardan geri dönelim önerimiz ile hep birlikte, ortak akılla ülkemizin sağlığının temelini atacak uygulamaları istişare etmeye hazırız. Mevcut hali ile halen yürürlükte olan, 1 Temmuz 2021 tarihinde çıkarılan “ödeme sözleşme yönetmeliğinin” iptal edilmesi durumunda eylem planımızı gözden geçireceğiz. Stratejik Eylem planımızın bir parçası olan 16 Ağustos pazartesi iş bırakma eylemimiz Ülke genelinde (genel hayata etkili afet bölgeleri hariç) geniş katılımla gerçekleşecektir. Devamında yapılacak görüşmelerde olumlu sonuç alınır ve Yönetmelik geri çekilirse eylem takvimimizi gözden geçireceğiz.

Sayın Bakanımızı görüşmeye ve sahanın sorunlarını dinlemeye davet ediyoruz.

Birlikte güçlüyüz ve ceza yönetmeliği geri çekilene kadar mücadeleye devam diyoruz”

İzmir SES Sendikası ise konuyla ilgili şu açıklamayı yayınladı, “Pandemiden en çok etkilenen alanlardan biri olan Aile Sağlığı Merkezlerinde sorunlar katlanarak devam etmektedir. 1 Temmuz’da yeni bir hukuksuzluk örneği olan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme yönetmeliği ile karşı karşıya kaldık. Ceza Sözleşmesi adı altında Toplum sağlığını hiçe sayan, Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarını susturan, Gelir kaybına neden olan, İş güvencesini tehlikeye sokan, İş yükünü ölçüsüz arttıran yasal düzenlemeye karşı 16 Ağustos 2021 Pazartesi günü İŞ BIRAKIYORUZ. 16 Ağustos 2021 Pazartesi günü Saat 11.00’de Konak Eski Sümerbank önünde kitlesel basın açıklaması yaparak taleplerimizi kamuoyu ile paylaşacağız. Tüm basın emekçilerini basın açıklamamızı izlemeye davet eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz”  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

“Aşı Karşıtları İçin Yaptırımlar Uygulanmalı”

Ankara Tabip Odası, Diş Hekimleri Odası, SES Ankara Şubesi ve Dev-Sağlık İş tarafından yapılan açıklamada, “Aşı tereddüdünü besleyen aşı karşıtları için yaptırımlar uygulanmalıdır” denildi.

Odadan yapılan açıklamada paındemideki ölüm riskinin hala yüksek seviyede devam ettiği belirtilerek, “COVID-19 pandemisi ülkemizi ve dünyayı etkilemeye devam ediyor. Dünya genelinde COVID-19 aşılarına erişimde yaşanan eşitsizlikler, ekonomik gerekçelerle salgının bulaş hızını düşürecek önlemlerin alınamaması, koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliği gibi sebepler ile ülkemizde ve tüm dünyada her gün, önlenebilir binlerce ölüm gerçekleşmeye devam ediyor. Bunlar yetmezmiş gibi virüsün bulaş zinciri kırılamadıkça ortaya çıkan varyantlar; bulaş risklerinin daha yüksek olması ve aşıyla oluşacak toplumsal bağışıklığın önünde bir engel oluşturma potansiyelleri ile salgında yeni bir dönemi beraberinde getiriyor. İlimizde Temmuz ayı öncesinde azalış eğilimdeki vaka sayıları yeniden artış eğilimi göstermektedir. Son haftanın verilerine göre ilimizde vaka artışı Türkiye geneli vaka artışının üzerinde artış göstermiştir. Günlük vaka sayımız 1.500 sayısının üzerine çıkmış, 3. pik seviyesi öncesi, Mart 2021 dönemi ile aynı düzeyde seyretmeye başlamıştır” denildi.

Artan Vaka Sayılarına Karşı Hiçbir Önlem Alınmıyor

COVID-19 pandemisinin başından beri şeffaf olmayan, bilimsel akılla çelişen ve halkın sağlığını değil sermayenin çıkarlarını gözeten bir sağlık yönetimi yürütüldüğünü belirten sağlık örgütü temsilcileri,  vaka sayılarının ve ölümlerin tekrar artışa geçtiği uyarısında bulundu.  Açıklamada şu ifadelere yer verildi, “Ölümlerin kanıksandığını ve tablolardaki sayılardan ibaret görüldüğünü biliyoruz. Artan vaka sayılarına karşın hiçbir önlem alınmıyor. Kamu ve özel sektörde çalışan emekçiler kapalı alanlarda toplu şekilde çalışmaya devam ediyor. Esnek mesai uygulamalarına son verildi. AVM’ler mesafe kuralının uygulanamayacağı düzeyde kalabalık. Bunlar yetmezmiş gibi merkezi sınavlar devam ediyor ve farklı illerden pek çok insan aynı kapalı ortamlarda bir araya getirilerek bulaş riski arttırılıyor. Hastane sağlık kurul poliklinikleri askeri okul öğrencileri ile dolup taşıyor. Salgın, hastaneler dolana kadar kendi haline bırakılıyor. Salgın sahada değil, hastanede karşılanıyor. Aşılamanın başında bizzat Sağlık Bakanı tarafından -etkili ve güvenli aşılar olmasına karşın- yeni teknolojiler ile üretilen aşılara karşı oluşturulan önyargı, aşı tereddüdü ve aşı temininde yaşanan sorunlar ülkemizdeki aşılama hızının düşmesine neden oldu. Bunlar yetmezmiş gibi popüler olma gayesiyle aşı karşıtlığını ve aşı tereddüdünü besleyen medya figürleri de yaşadığımız olumsuz tabloya katkı sunmaktadırlar. 10 Ağustos 2021 itibarı ile ülkemizde aşılaması tamamlanmış kişi sayısı 29 milyona ulaşarak toplam nüfusumuzun %34,63’ünü oluşturuyor. Bu oran Avrupa Birliği Ülkeleri’nde ise toplam nüfusun %51,8’ine,  A.B.D.’de ise  %50,38’ine ulaşmış durumdadır (covidvax.live). COVID-19 nedeniyle hastaneye yatan hastaların ezici çoğunluğunu aşısız kişiler oluşturuyor. Bununla birlikte klinik çalışması bulunmasa da inaktif aşılar ile 2 doz aşılı 65 yaş üstü yatan hasta sayısının arttığı da net olarak gözlemlenmektedir. Aşılama ile binlerce önlenebilir ölümü durdurmak mümkün olmasına rağmen sağlık yönetimi gerekli aşılama seferberliğini gösterememektedir”

Öneriler

Sağlık iş kolundaki sivil toplum örgütü yöneticileri, Ankara’da 2. doz aşılama oranı istenen düzeye gelinceye kadar, salgını kontrol altında tutmak ve ölümleri önleyebilmek için bazı öneriler sundu.

Yaygın test uygulamaları ile kalabalık kapalı alanlarda çalışanlar rutin olarak COVID-19 antijen ve PCR testleri ile taranmalı ve salgın hastanelerde değil sahada karşılanmalıdır.Ankara yerelinde kamu kurumlarında daraltılmış mesai ve dönüşümlü çalışma aşılama oranları hedef düzeye ulaşana kadar yeniden uygulanmalıdır.

İl içinde insanların kapalı alanlarda bir araya gelmesini ve mobilize olmasını azaltabilmek için hastaların ve vatandaşların bulunduğu ilçelerde tüm tedavi ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Kapatılan Numune EAH,  Yüksek İhtisas EAH gibi hastaneler ayaktan başvurular için poliklinik hizmeti sunmalıdır. Yine kapanan AÇSAP’lar tekrar aktif duruma getirilmeli,  hem bulaş zinciri kırılmalı hem de vatandaşlarımızın sağlık hizmeti alması ertelenmemelidir.

Bulaşın büyük bölümünün kötü havalandırma koşullarına sahip, kalabalık ve maskesiz ortamlarda gerçekleştiği bilinmektedir. Kapalı alanlarda havalandırma sistemleri önemi daha da artmış durumdadır. Hastaneler, AVM ve iş yerleri gibi kapalı alanlar, standartlar oluşturularak havalandırma yönünden yaygın olarak denetlenmelidir.

Ankara’da düzenlenen merkezi sınavlar ve askeri öğrenci sağlık kurul raporu gibi hizmetler, vakalar kontrol altına alınana kadar ertelenmelidir.

Filyasyon uygulamaları bilime uygun şekilde yapılmalı ve olası COVID-19 semptomu gösteren her hasta ve temaslıları hastalığın bulaş periyodu gözetilerek en hızlı şekilde saptanmalı ve izolasyon koşulları sağlanmalıdır.

Geçimini günlük kazancı ile sağlayan ve yoksullukla boğuşan insanlarımız ekonomik olarak desteklenmeli, COVID-19 önlemleri dolayısıyla mağdur edilmelerine izin verilmemelidir.

Ev ortamı ve koşulları doğrudan bir sağlık göstergesidir. Hiçbir yurttaşımız sağlıklı beslenme imkânının ve doğru bir izolasyonun sağlanamayacağı ortamlarda karantina sürecine sokulmamalıdır.

Toplumsal bağışıklığı sağlayacak olan aşılama için bütün olanaklar ve gayret ortaya koyulmalıdır.

İnaktif aşıların zamanla etkinliğinin azaldığı ve yeni varyantlara karşı etkisinin de düşük olduğu göz önüne alınarak riskli popülasyon için 3. doz aşılama hızlandırılmalıdır.

Aşı tereddüdünü ortadan kaldırmak için medya ve saha çalışmaları yapılmalıdır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

 

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Hekimlerin Sosyal Medya Hesapları Ele Geçirildi !

Ankara Tabip Odası, odalarına kayıtlı hekimlere ait sosyal medya hesaplarının, üçüncü kişiler tarafından ele geçirildiği ve bu hesaplar kullanılarak, hastalardan ve hekimlerden maddi menfaat temini amaçlı hukuka aykırı eylemler gerçekleştirildiği açıklandı.

Odadan konuyla ilgili şu açıklama yapıldı, “Söz konusu eylemlerin; Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, yayma ve kullanma (5237 Sayılı TCK m. 136)”, “Nitelikli dolandırıcılık (5237 Sayılı TCK m. 157)” ve “Bilişim sistemine girme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (5237 Sayılı TCK m. 244)” ve aynı zamanda, “Diploması olmadığı halde hasta tedavi ederek ve tabip unvanı kullanarak 1219 Sayılı Yasaya muhalefet” (1219 Sayılı Yasa m. 25) suçlarını oluşturacağı ve ağır cezai yaptırımlara vesile olacağı açıktır.

Bir hekimin, sosyal medya hesapları aracılığıyla kişilere yönelik teşhis ve tedavide bulunması ve/veya her ne şekilde olursa olsun sosyal medya hesapları aracılığıyla maddi bedel ve menfaat talep etmesi; tıbbi deontolojik ilkelere ve de yerleşik tıbbi ve mesleki uygulamalara aykırı olup; bu yoldaki taleplere, yurttaşlarımız tarafından itibar edilmemesi gerekir.

Hukuk Bürosu Suç Teşkil Eden Eylemleri Takibe Aldı

Odamız hukuk bürosu, söz konusu suç teşkil eden eylemleri takibe almış olup, gerekli hukuki girişimlerde bulunulacaktır. Söz konusu eylemler nedeniyle mağdur olan hekimlerimizin ve yurttaşlarımızın, Odamıza başvuruda bulunabileceklerini ve bu durumda kendilerine gerekli hukuki desteğin hukuk büromuz avukatları tarafından sunulacağını ayrıca belirtmek isteriz. Odamız, Anayasa’nın 135’inci maddesi ve 6023 Sayılı TTB Yasası hükümleri kapsamında, hekimlik mesleğine duyulan güven ve halkın sağlık hakkı aleyhinde gerçekleştirilen eylemlere karşı, dün olduğu gibi bu gün de kararlılıkla mücadele edecektir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

 

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Akıntıya Karşı Yüzmek Yanlıştır !

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), kuvvetli akıntılarda nasıl yüzülmesi gerektiği hakkında bilgilendirme yaptı.

AFAD’dan yapılan duyuruda, şu ifadelere yer verildi, “Çeken akıntılar veya diğer adıyla rip akıntıları, deniz dip yapısının kum tepeceği-yarık-kum tepeceği veya diğer bir ifade ile topuk-dalyan-topuk şeklinde olduğu bölgelerde görülen ve sığ sudan derin suya hareket eden oldukça kuvvetli akıntılardır. Kıyıdan bakıldığında dalgaların bir kısmı, oluşan tepecik üzerinden geçerken kırılır, yarık üzerindeki dalgalar ise kırılmadan kıyıya kadar ulaşır. Akıntı sırasında bir kanal şeklinde açık denize doğru ilerleyen köpükler görülür ve açık denize doğru suyun rengi değişir. Çeken akıntılar sıklıkla Karadeniz sahillerimizde görülmektedir. Halk arasında yaygın olarak bilinenin aksine çeken akıntılar kesinlikle insanları dibe çekmez, akıntıya kapılanları kıyıdan uzaklaştırıp açığa doğru taşırlar. Boğulma olayları, çeken akıntıya kapılan insanların nispeten güvenli sığ sulardan açığa doğru çekilmesi sonucu korku ve panikle çırpınarak kıyıya dönmeye çabalamaları ve sonuçta yorgun düşerek kendilerini su üzerinde tutamamaları sonucunda gerçekleşmektedir”

boğulmadan nasıl kurtulunur

Panik Yapmayın

“Çeken akıntıya kapılan kişinin yapacağı en doğru hareket soğukkanlı davranarak panik yapmamaktır. Akıntıya karşı gelmek imkânsız olduğu için sahile doğru yüzmeye çalışılmamalıdır. Çeken akıntının basit bir doğa olayı olduğu, bir süre sonra biteceği unutulmamalı ve acele etmeden sahile paralel olarak akıntının olmadığı bölgeye yüzmeye çalışılmalıdır. Ancak yüzemeyecek kadar yorgunluk var ise su üstünde kalmaya çalışılarak yardım istenmelidir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

Polikistik Over Sendromu Kısırlık Nedeni Mi ?

Polikistik over sendromu, kadınların anne olma yolunda karşılaştığı önemli sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların yüzde 10-20’sinde polikistik over sendromunun görüldüğünü söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yücel Karaman hastalığın, sağlıklı bir yumurtlamanın olmaması, adet düzensizliği, tüylenme şikâyetleri ve kısırlık (infertilite) gibi sorunları da beraberinde getirdiğini söylüyor. Ancak bu sorunu yaşayanlar tüp bebek ile anne olabiliyor.

 Prof. Dr. Yücel Karaman, Polikistik Over Sendromunun tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade ederek “Bu hastalar birinci, ikinci tedavilere cevap veremiyorsa o zaman tüp bebek tedavileri bize yardımcı olmaktadır, hastalarımızın kolayca gebe kalmalarını sağlamaktayız.” dedi ve bu hastalık hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Polikistik Over Sendromu (PCOS) nedir?

Yumurtalıklarda normal dışı büyüme ve birden fazla kist oluşumu ile kendini gösterip kadınların adet dönemlerini, hormonlarını, gebe kalma potansiyellerini, fiziksel görünümlerini ve bazı sistemik organlarını (kalp ve kan damarları gibi) bir takım hormonal problemlere zemin hazırlayan ve günümüzde neden oluştuğu halen kesin olarak bilinmeyen bir durumdur. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık 10 tanesinden birinde PCOS görülebilmektedir.

Bu hastaların çoğunda aşırı kilo alma durumu olduğu için önce diyet yapıp zayıflamaları önerilir. Normal kilolarına inen hastaların bir kısmı eğer ciddi sperm sorunu yoksa ve tüpler açık ise normal yumurtlama ile doğal yoldan gebe kalabilirler.

Polikistik Over Sendromu nasıl teşhiş edilir?

Karakteristik olarak androjenlerin artışı, adet düzensizliği ve ultrasonografide yumurtalıklarda küçük, çok sayıda kistin görünümü ile belirti gösterir. Polikistik over, kadın infertilitesinin en önemli nedenlerinden biri olarak da karşımıza çıkmaktadır. Polikistik over tanısı, hastanın belirtileri ve muayanesi ile birlikte bazı hormon seviyelerine bakılıp ultrasonografi ile küçük ve çok sayıda kistin tespitiyle koyulur.

Sıklıkla görülen belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

Adet düzensizliği / adet görmeme

Yumurtlama bozukluklarına bağlı kısırlık

Vücutta kıllanma (Hirsutism)

Yumurtalık kistleri

Yağlı cilt, akne, kepeklenme, erkek şekilli kellik gibi dermatalojik rahatsızlıklar

Kilo alımı

İnsulin rezistansı veya Tip 2 Diabet Yüksek Kolesterol ve hipertansiyon

Karın ağrısı

Horlama ve uykuda nefes alımının duraklaması (apne)

Polikistik Over Sendromu ve infertilite (kısırlık) ilişkisi nedir?

Normal bir adet döneminde kadınlarda her ay yaklaşık 15-20 tane yumurta olgunlaşmaya başlar ve genellikle 1 tanesi tamamen olgunlaşıp yumurtalıktan atılıp tüplere girer ve spermle döllenir. Polikistik over hastalarda yumurtanın tamamen olgunlaşma sürecindeki problemden dolayı yaklaşık 20 tane olan tam büyüyememiş yumurta kistik oluşumlar yaparlar ve yumurtlama olmaz.

Polikistik Over Sendromu nasıl tedavi edilir?

Polikistik over tedavisi mevcut belirtileri azaltmaya ve ileride oluşabilecek sistemik hastalıkları (kalp hastalıkları, şeker hastalığı gibi) önlemeye yöneliktir.

İnfertilite (Kısırlık) tedavisi: yumurtlama uyarıcı bazı ilaçların kullanılması (klomifen sitrat, gonadotropin) ile veya çok ağır durumlarda tüp bebek yöntemiyle gebelik elde edilebilmektedir.

Doğum kontrol hapları: gebe kalmak istemeyen hastalarda adet düzenini sağlamak, erkeklik hormonu seviyelerini azaltmak ve akne oluşumunu azaltmak için kullanılabilir.

Metformin: Glucophage, Polikistik over hastalarında insulin metabolizmasını etkileyerek şeker seviyelerinin kontrol altına alınmasını sağlar. Aynı zamanda kıllanmanın azalması ve birkaç aylık kullanım sonrası yumurtlamanın geri dönmesi gibi etkileri gösterilmiştir.

Cerrahi tedavi: Laparoskopik over drilling denilen yöntemle yumurtalıklardaki küçük kistlere iğne ile girilip boşaltılmaktadır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) 

 

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Sağlık

 Çocuk Bağırsak Yetmezliği Rehabilitasyon Kliniği Açıldı

Türkiye’de İnce bağırsak  naklinin yapıldığı ilk ve tek merkez olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde  Çocuk İntestinal Yetmezlik (Bağırsak Yetmezliği) ve Rehabilitasyon  Kliniği açıldı.

2010 yılından bu yana  çocuk ince bağırsak nakli konusunda Türkiye’de ilk ve tek merkez olan Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek başvuru sıklığının artması ve ihtiyaçlar göz önünde tutularak Çocuk İntestinal Yetmezlik ve Rehabilitasyon Kliniği açıldı. Bağırsak yetmezliği  tanısı olan hastalarda  bağırsağın adaptasyonunu sağlayarak hastaların ince bağırsak nakli gerekmeden hayatlarına devam etmelerini sağlamak amacıyla açılan klinik  ile  Tepecik Hastanesi, ülkemizde çocuk ince bağırsak nakli ve çocuk intestinal rehabilitasyon tedavisinin  yapıldığı  tek merkez oldu.

Kısa Bağırsak Sendromu

Kısa bağırsak sendromu ve bağırsak yetmezliği ile ilgili bilgi veren Çocuk İntestinal Yetmezlik Kliniği Sorumlusu aynı zamanda Çocuk Gastroenteroloji Eğitim sorumlusu ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Maşallah Baran “Kısa bağırsak sendromu,  yeterince ince bağırsağınız olmadığı için vücudunuzun  yediğiniz gıdalardan yeterli besinleri ememediği bir durumdur. İnce bağırsak, yediğiniz besinlerin çoğunun sindirim sırasında vücudunuza emildiği yerdir. İnce bağırsağın bölümlerinin cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirebilecek durumlar; Crohn hastalığı, kanser, travmatik yaralanmalar ve bağırsaklara kan sağlayan arterlerdeki kan pıhtıları nedeniyle kısa bağırsak sendromu oluşabilmektedir” dedi.

Kalan bağırsağın adaptasyonu sağlanıyor

Çocuklarda ise,  İnce bağırsağın bazı kısımlarının doğumda eksik veya hasarlı olduğu durumlarda,  bebeklerin kısa bir ince bağırsakla doğabildiğini  veya cerrahi olarak çıkarılması gereken hasarlı bir ince bağırsağın alınması durumunda kısa bağırsak gelişebildiğini belirten Prof. Dr. Baran  “Günümüzde erken doğumların artması ve bunlara paralel olarak NEK (nekrotizan enterokolit) gibi erken bebeklikte görülen bağırsak komplikasyonlarına bağlı olarak cerrahi sonrası hasarlı bağırsağın alınması sonucu,  kısa bağırsak sendromu denilen tablo görülebilmektedir. Günümüz dünyasında bağırsak yetmezliği tedavisinde rehabilitasyon tedavisi önemli yer tutmaktadır. Tedaviye yanıtsız hastalarda ise ince bağırsak nakli diğer bir seçenektir. İntestinal rehabilitasyondaki ana hedefimiz , kalan bağırsağın adaptasyonunu sağlayarak hastaların ince bağırsak nakli gerekmeden hayatlarına devam etmelerini sağlamaktadır” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)