Kategoriler
Eğitim

AIESEC Türkiye’yle Gençliğin Sesi olma fırsatını kaçırma!

Dünya çapında 120 ülkede gerçekleşen YouthSpeak Forum, dünyanın en büyük gençlik organizasyonu olan AIESEC tarafından Türkiye’de ikinci defa mayıs ayında gerçekleşecek!
Pandemi koşulları dolayısıyla çevrimiçi gerçekleşecek olan etkinliğe şimdiden 1000’den fazla kayıt bırakan Türkiye gençleri, 29-30 Mayıs tarihlerinde Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları hakkında bilgi sahibi olup atölye çalışmalarına katılacaklar.

Gençlerin, dünya sorunları adına çözüm üretmek için inisiyatif alacağı forumda UNWOMEN (Birleşmiş Milletler Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Güçlendirilmesi Kurumu), Mor Çatı Vakfı, Habitat Derneği, Yanındayız Derneği, GİRVAK, HENKEL Türkiye, Şişecam, Sistem Global Danışmanlık, Sizlikİş ve TEDX Konuşmacısı Pınar Kanık yer alarak kıymetli bilgilerini dinleyiciye aktaracaklar.

2 gün sürecek olan etkinliğin ana teması olarak belirlenen Küresel Amaçlar’dan İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği üzerine düşünmek, aksiyona geçmek için AIESEC Türkiye tüm gençleri etkinliğe davet ediyor!
Tamamen ücretsiz olacak çevrimiçi etkinlik, gençleri değerli organizasyon ve firmalarla buluşturup etkinlik sonrasında sertifika sağlıyor.

29-30 Mayıs tarihlerinde etkinliğin bir parçası olmak isteyen katılımcı adaylarının yapması gereken tek şey katılımcı formunu doldurmak ve gelişmelerden haberdar olmak adına ‘youthspeakturkey’ Instagram hesabını takip etmek!

Katılım Formu: https://bit.ly/YouthSpeakForumKatilimFormu (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Yüz Yüze Eğitim Açıklaması

Milli Eğitim Bakanlığı beklenen açıklamayı yaptı. MEB’in açıklamasında, “Ülkemiz genelinde Kovid-19 salgın tedbirleri çerçevesindeki kademeli  normalleşme kapsamında 17 Mayıs Pazartesi gününden itibaren okul öncesi eğitim kurumları, özel gereksinimli öğrencilerimizin özel eğitim okul ve sınıfları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile 8 ve 1 2’nci sınıfların destekleme ve yetiştirme kursları/takviye kurslarında  yüz yüze eğitime geçilecektir. Diğer kademelerdeki resmi ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında 1 Haziran Salı gününe kadar uzaktan eğitime devam edilecektir” ifadelerine yer verildi.

İşte o açıklama,

“Resmi ve özel tüm okul öncesi eğitim kurumları, özel gereksinimli  öğrencilerimizin özel eğitim okul ve sınıfları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile 8 ve 12. sınıf öğrencilerinin destekleme ve yetiştirme kursları /takviye kurslarında 17 Mayıs Pazartesi gününden itibaren  “Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyonu önleme Kontrol Kılavuzu”ndaki koşullara uyulması şartıyla yüz yüze eğitime başlanabilecektir. Bu kapsamdaki öğrenci, öğretmen ve
eğitim çalışanlarımızın salgın kısıtlamalarından etkilenmemesi için gerekli kolaylık, Valiliklerimiz tarafından sağlanacaktır. 1 Haziran Salı gününden itibaren yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, bu tarih öncesinde yapılacak durum değerlendirmesinin ardından kamuoyu ile paylaşılacaktır. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Bakanlıktan Uzaktan Eğitim Kararı 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 17 Mayıs pazartesi günü resmi ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında uzaktan eğitim yapılacağını açıkladı. 

Sosyal medyadan duyuruyu yayınlayan Bakan Selçuk, “Resmi ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, 17 Mayıs 2021 tarihden yapılaca durum değerlendirmesinin ardından kamuoyu ile paylaşılacaktır” ifadelerini kullandı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

“Ücretli Öğretmen Sayısı Kadar Öğretmen Ataması Yapılmalı”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Ücretli öğretmen sayısı kadar öğretmen ataması yapılmalıdır” dedi.

2021 yılında sadece 20 bin  öğretmen atama sayısının kabul edilemez olduğunu bildiren Geylan, “18 yılda öğretmen sayımızı 660 bin artırdık’ şeklindeki açıklamalar ile durumun  geçiştirilemeyeceğini ifade etti.  2002 yılından bu tarafa nüfusun ve öğrenci sayısının arttığını söyleyen Geylan, buna paralel olarak  derslik ve okul ihtiyacının da  arttığına bildirdi. Sendikamızın ücretli öğretmen araştırmasını da hatırlatan Genel Başkan, 109.616 norm açığı ve 69.326 ücretli öğretmen çalıştırıldığını kaydetti. Hal böyleyken yapılacak tek şeyin 2021 yılında en az ücretli öğretmen sayısı kadar öğretmen ataması yapılması gerektiğini ifade eden Genel Başkan açıklamasında şunlara yer verdi.

109 Bin Norm Açılığı Var

Geylan sözlerini şöyle sürdürdü, “2002’de Türkiye nüfusu 65 milyon iken şimdi 83 milyonu aştı. 2002’de ilk-orta-lisede 13 milyon civarında öğrencimiz var iken şimdi 18 milyonu aştı, Dolayısıyla derslik ve okul sayısı da buna paralel arttı. Ayrıca 2002’den bu yana 300 bin civarında öğretmenimizin de MEB’den ayrılmış olması da meselenin cabası. Diğer yanda ise valiliklerimizin resmi beyanlarına göre, hali hazırda 109.616 norm açığı var ve 69.326 ücretli öğretmen çalıştırılıyor. Hal böyleyken yapılacak tek bir şey var. 2021’de en az ücretli öğretmen sayısı kadar öğretmen ataması yapılmalıdır”  (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

“Önlemleri Alalım, Çocuklar İçin Okulları Açalım”

HASUDER Çocuk Sağlığı Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Burcu Cantürk Tokuç öğretmenlerin aşılamaları tamamlanarak, filyasyon ve HES kodu uygulamalarında sıkı bir takip uygulanarak, havalandırma sistemleri uygun hale getirilerek, maske-mesafe-hijyene dikkat edilerek okulların bir an önce açılması gerektiğini belirtti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Okul Sağlığı Çalışma Grubu salgın yönetiminin okulları kapatmasının çocuklarda yarattığı olumsuz sonuçlara dikkat çekmek ve okulların önlemler alınarak açılması çağrısı yapmak amacıyla 7 Mayıs 2021 günü çevrimiçi bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Türk Toraks Derneği, Türkiye Milli Pediatri Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği yetkilileri de katıldı. Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Dr. Koray Başar salgın yönetiminde alınan tedbirlerin psikososyal etkilerinin en az tedavi süreci kadar önem taşıdığına dikkat çekti. Başar çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal ve insan ilişkilerindeki gelişimi için okulun büyük önem taşıdığını kaydetti.

Çocuk Gelişimini Büyük Sekteye Uğratıyor

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Haluk Çalışır bilimsel çalışmalara göre okulların açık olmasının salgının yayılmasında önemli bir kaynak olmadığını belirtti. Çalışır, Milli Eğitim Bakanlığı’nın planlamalarında hijyenin ön plana çıkarılmasının yanı sıra virüsün havadan bulaşması itibariyle havalandırmanın başlıca vurgu noktası olması gerektiğini ifade etti. Çocuk Romatoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur pandemi döneminde çocuk gelişiminin büyük sekteye uğradığını dile getirirken, çocukların fiziksel aktivitelerini özgürce sağlayabilecekleri adımların derhal atılması gerektiğini söyledi. HASUDER Çocuk Sağlığı Çalışma Grubu üyesi Prof. Dr. Türkan Günay okulların hijyen sorunlarının bakanlık raporlarına dahi yansıdığını fakat bu sorunun okulların açılmasının önünde bir engel olamayacağını vurguladı. Günay, okulların kapatılmasının çocukların toplumla ilişki kurmasına ket vurduğunu da belirtti. TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu üyesi ve aynı zamanda okul hekimi olan Dr. Gülgün Kıran “okul sağlığı ve güvenliği” kavramının bütünlüklü değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kıran, kamu okullarının öğretmen açığı, personel istihdamı, temizlik uygulamaları gibi başlıklarda geri bırakıldığını da ifade etti.

Sözleşmeli Öğretmenlerin Sözleşmeleri Sonlandırıldı

Siyaset bilimci Dr. Aysuda Kölemen dünyadaki farklı örneklere bakıldığında okulları kapatma kararının bir kaynak sorunu değil, bir siyasi irade sorunu olduğunun altını çizdi. Çocuk mutluluğunun ileride olduğu ülkelerde okulların kapanmadığını aktaran Kölemen, “Türkiye’de ise okullar kapatıldı, sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri sonlandırıldı, kadro alımları durduruldu, bütçeler azaltıldı, çocuklar işçileştirildi veya denetimsiz dini eğitim kurumlarına gönderildi” diye konuştu. TTB II. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten salgının başından bu yana Sağlık Bakanı kadar Milli Eğitim Bakanı’nın da başarısız olduğunu dile getirdi. TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Çiğdem Arslan ise okulların kapatılmasının acil servislere nasıl yansıdığına ilişkin bir aktarım yaptı: Son bir yıldır uzaktan eğitimi alamayan, tamamen okulu bırakan, çalışmaya başlayan, çocuk işçi olarak yaralanıp acile başvuran hasta sayımız arttı. Benzer şekilde çocuklara yönelik şiddet arttı. Bu çocuklar evde, sokakta oynarken değil; iş kazası veya ev içi şiddet sonucu yaralanmaktalar.

Gereken Neyse Yapalım, Çocuklarımız İçin Okulları Açalım

Öğretmenlerin aşılamalarının yapılması, çocukların ve gençlerin temaslı izlemi ve test uygulamalarının daha sıkı yapılması, dersliklerin ve öğretmen odalarının havalandırılması, penceresi açılmayan dersliklerin sınıf olarak kullanılmaması ve verilerin şeffaflıkla paylaşılması gerektiğini kaydeden Cesuroğlu, açıklamayı şu sözlerle sonlandırdı: “Artık ülke olarak okullarımızı açık kalması gereken, toplum için elzem yerler sınıfına almamız gereklidir. Artık, pandemi kontrolü için çocuklardan daha fazla fedakârlık istenmemelidir. Ya çocukların, ailelerin ve öğretmenlerin güvenliği ya da çocukların okula gitmesi gibi sahte bir ikileme düşmemeliyiz. Devletin görevini yapmasını, gerekli tüm önlemleri alarak öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarını, ilkokulları, köy ve belde okullarını ve özel eğitim merkezlerini, ikinci olarak ortaokulları, üçüncü olarak liseleri güvenli olarak açmasını ve açık tutmasını talep ediyoruz. Biz bunu başarabileceğimize gönülden inanıyoruz. Gereken neyse yapalım. Çocuklarımız için, okulları açalım” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

“Üniversitelerde Kapanma Sorunları Baş Gösteriyor”

Eğitim-Sen Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında alınan ve 29 Nisan tarihinde başlayıp 17 Mayıs 2021 tarihine kadar süreceği duyurulan “kapanma” kararının, birçok alanda olduğu gibi üniversitelerde de farklı düzeylerde sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.

Ancak YÖK tarafından üniversitelere gönderilen yazıda “kapanma kararının” değerlendiriliş biçiminin, üniversite bileşenlerini sorunlarıyla baş başa bırakacağı ile ilgili bir basın açıklaması yapan Eğitim-Sen, “Öyle ki YÖK, ilgili yazısında ‘kapanma kararını’ sadece yüz yüze eğitime ara verilerek acil uzaktan öğretime geçilmesi ve yüz yüze yapılacak sınavların ertelenmesi veya çevrimiçi yapılması şeklinde ele aldı. YÖK ve üniversite yönetimleri salgının ilk çıktığı Mart ayından bu güne geçen süreç içinde üniversitelerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar ve deneyimlerden ders çıkarmamışlar ve taşıdıkları sorumluluğun gereklerini yerine getirmemişlerdir. Demokratik ve özerk üniversite, kolektif ve katılımcı bilgi üretimi, bilginin toplumsallaştırılması büyük bir tehdit altındadır. Üniversite alanı özellikle akademi suskunlaştırıldığı için üniversitelerin yönetimleri eliyle hukuksuz, denetimsiz, baskıcı ve keyfi kararlara terk edilmektedir. Salgında üniversitenin karşı karşıya kaldığı sorunlar çok boyutludur” ifadelerine yer verdi.

YAŞANAN SORUNLAR ÇOK YÖNLÜ
Sendika yaşanan sorunları şu şekilde sıraladı:
“Üniversite bünyesinde görev yapan güvenlik görevlileri, tam zamanlı ve dönüşümsüz çalışmakta, Kovid-19 salgını nedeniyle yaşamlarını yitirmekte ve bir yılı aşkındır maruz kaldıkları bu duruma dair sorunlarına çözüm üretilmemektedir. İdari ve teknik personelin çalışma biçimleri, birim amirlerinin keyfi kararlarına bırakılmış durumdadır. Söz konusu denetimsizlik nedeniyle 10 yaş altı çocuğu olan personel işe çağrılabilmekte, bir personelin yapabileceği işe üç personel çağrılmakta ya da görev alanı dışında arşiv vb kapalı ve havalandırması olmayan birimlerde görevlendirilmeleri yapılmaktadır. Üniversitelerin sosyal tesislerinde çalışanlar, tam zamanlı çalışmalarına rağmen eksik ücret almakta ya da kısa süreli çalışma ödeneği kapsamına alınıp çalıştırılmaktadır. Dönüşümlü çalışma kapsamında görevlendirilmesi gereken temizlik personeli, rızası aranmaksızın başka birimlere görevlendirilmektedir. Araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri tamamıyla keyfi kararlarla göreve çağrılmaktadır. Kurumlarda görev yapan emekçilere sağlıklı ve besleyici yemek hizmeti sunulmamakta; emekçilere hijyenik olmayan paketlerde, miktarı az ve soğumuş yemekler verilmektedir. Geçtiğimiz yıllardaki mali kısıtlamalardan dolayı özellikle büyükşehirlerdeki üniversitelerin servis sayıları ciddi biçimde azaltılmıştır. İstanbul gibi vaka sayısının fazla olduğu bir kentte dört vasıta değiştirerek işe gitmek zorunda kalanlar olmaktadır. Vakıf üniversitelerinde ise durum daha vahimdir. Vakıf üniversitelerinin yönetimleri adeta krizi fırsata çevirme derdine düşmüştür. Öğretim elemanlarından görevleri dışındaki işlerin yapılması istenmektedir. Buz gibi kâr-zarar hesapları ve keyfi biçimde alınan kararlarla öğretim elemanları ücretsiz izne çıkarılmakta, çalışsalar dahi kısa süreli çalıştırma ödeneği kapsamına alınmakta, yoğun biçimde performans denetimi ve yıldırıya maruz kalmaktadırlar. Acil uzaktan öğretimde yaşanan sorunlara çözüm üretilmediği de göz önünde tutulursa öğretim üyelerinin mesai mefhumunun kalmaması, evlerin ofise dönüşmesi, artan iş yükü ile birlikte “kapanmanın” ciddi ve yıpratıcı sorunlarının derinleşeceği de açıktır. Ayrıca internete ve bilgisayar, tablet gibi araçlara erişim konusunda yaşanan sorunlar, üniversitelerin alt yapı eksikliklerinin giderilmemiş olması, acil uzaktan öğretim kapsamında yürütülen çevrimiçi derslerle ilgili olarak ölçme ve değerlendirme alanında yaşanan sorunlara YÖK’ün seyirci kalması gibi pek çok sorun da varlığını sürdürmektedir.”

SENDİKA ÖNERİLERİNİ SUNDU
Bu sorunlara çözüm üretmesi gerekenlerin hiçbir sorun yokmuş gibi, niteliği ya da nasıl yapıldığı önemsiz görülen acil uzaktan öğretimin sürdürülüyor olmasını yeterli görerek hareket ettiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: “Oysa siyasi iktidar, YÖK ve üniversite yönetimleri Kovid-19 salgını koşullarında, öğrencilerin eğitim hakkını kullanabilmeleri, yükseköğretim kurumlarında görev yapan emekçilerin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmaları için politikalar geliştirmeli ve önlemler almalıdır. Israrla belirttiğimiz üzere, hızla alınması gereken önlemler şunlardır:
Kapanma döneminde tamamlanmak üzere yükseköğretim alanının özgünlüklerine uygun bir aşılama takvimi oluşturulmalı, tüm eğitim ve bilim emekçileri hızla aşılanmalıdır.
Kovid-19 salgınında alınacak ya da alınması gereken tedbirler, tepeden inme kararlarla değil üniversite bileşenlerinin dâhil olduğu karar mekanizmalarıyla oluşturulmalıdır.
Karar süreçlerinde açıklık ve şeffaflık, hem üniversite içinde hem de kamuoyuna karşı temel bir sorumluluk olarak görülmeli, birimlerin ve üniversite yönetimlerinin yetkili kurulları işletilmeden karar alınması engellenmelidir.
Üniversitelerde işyeri hekimliği oluşturulmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanları görevlendirilmelidir.
Üniversite bileşenlerinin salgın dönemine uygun biçimde ulaşım haklarını kullanmaları amacıyla yerel yönetimler ve valiliklerle birlikte ulaşım planı oluşturulmalıdır.
Üniversitelerin salgın için aldığı tedbirlerin, sendikalar, sağlık meslek kuruluşları, öğrenci örgütlenmeleri, çeşitli meslek odaları gibi toplumsal örgütlenmelerden oluşturulan yerel izleme kurulları tarafından takibine izin verilmelidir.
Üniversitelerde ve eğitimde tüm bu önlemlerin alınması için ek bütçe sağlanmalıdır.” (BSHA-Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)