Kategoriler
Eğitim

“Üniversitelerde Örgün Eğitim Yüz Yüze Başlayacaktır”

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, ülkemizdeki üniversite rektörleri ile ilk kez bir araya geldi. Ankara’da gerçekleştirilen toplantıya Devlet ve Vakıf olmak üzere bütün üniversite rektörlerinin yanı sıra YÖK Yürütme Kurulu Üyeleri de katıldı. ​

“Yükseköğretim Kurulunun geleceğe dair yeni vizyonunu” açıkladı

YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversite rektörleriyle ilk kez bir araya geldiği programda, “Yükseköğretim Kurulunun geleceğe dair yeni vizyonunu” açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kendisini YÖK Başkanlığına atadığı için teşekkür eden YÖK Başkanı Erol Özvar, toplantının amacının yükseköğretim kurumlarının yeni akademik yıl ve eğitim faaliyetleri hakkında istişarelerde bulunulması olduğunu kaydetti.

YÖK Başkanı Erol Özvar, Türkiye’de bugün itibarıyla 127 devlet ve 73 vakıf üniversitesi ile 4 vakıf meslek yüksekokulunda 8 milyon öğrencinin eğitim aldığını aktararak, “Yeni vizyonumuzun ana hatlarını yükseköğretimde büyük veri, istihdam odaklı üniversiteler, akademik üretkenlik, güçlü akademik performans, üniversite-sanayi iş birliğine dair yeni modeller, üniversitelerimizin uluslararası etkileşimleri ve nihayet son yılların önemli bir terminolojisi olan bilgi diplomasisinin yaygın kullanılması oluşturacak.” diye konuştu. Analitik projelerin başarılı olabilmesi için iyi liderlerin öncülüğünde veri, teknoloji ve istatistiki bilgilerin önemli rol oynadığına dikkati çeken YÖK Başkanı Erol Özvar, “Yükseköğretime dair elimizde olan devasa miktardaki veriden faydalanabilmek ve üniversitelerimizi küresel bilimsel rekabette güçlendirecek şekilde dönüştürebilmek ve yönlendirebilmek ancak bu büyük verinin tahlil edilmesiyle mümkün olacaktır. İnanın, bunu başarmak üniversitelerimizde çok güçlü bir dönüşüm yaratacaktır diye düşünmekteyim.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üniversitelerden istihdamı özel bir odak haline getirmeleri beklenecek”

YÖK Başkanı Erol Özvar, yeni dönemde yükseköğretim kurumlarından istihdamı özel bir odak haline getirmelerinin bekleneceğini bildirerek, şöyle devam etti: “Yeni dönemde bir diğer önemli konumuz, Türkiye’de iş gücü piyasası ve üniversitelerimizin kendi mezunlarının istihdamlarını izleyen bir yönetim anlayışını harekete geçirmek olacaktır. Üniversitelerimizde mezun takip sistemlerinin özenle ve hızla hayata geçirilmesi, bu sistemlere sahip üniversitelerimizde ise aktif hale dönüştürülmesi ve daha işlevsel kılınmasını dilemekteyim. Ayrıca, bugün ülkemizde de kar amacı gütmeyen birçok organizasyon bu takip sistemlerinin kurulmasında ve işlemesinde üniversitelerimize katkı verebilmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak paydaş kurum ve kuruluşlarla tam bir uyum ve eşgüdüm içinde üniversitelerimizin, ülkemizin istihdam kapasitesine nasıl daha nitelikli katkı sağlayacağı sorusu etrafında bir dizi çalışmalar başlatacağımızı buradan ilan etmek isterim.”

YÖK Başkanı Erol Özvar, istihdam için klasik üniversite eğitim anlayışının dışında hem sırada hem sahada eğitim-öğretimin güncele hızla taşınması gerektiğini dile getirerek, “Bu çerçevede yükseköğretim kurumlarımızın tüm programlarında alan yeterliklerini de dikkate alarak farklı disiplinlerden seçmeli dersler alınmasına imkân verecek düzenlemeleri yapmaları ve mümkün olduğunca bu seçimlik ders oranını artırmaları elzem hale gelmektedir.” ifadesini kullandı.​

“Hâlihazırdaki önceliğimiz yüz yüze eğitimdir”

Konuşmasında yeni eğitim-öğretim yılı üzerinde değerlendirmelerde bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, neredeyse son 1,5 yıl boyunca Kovid-19 salgını nedeni ile yükseköğretimde olağanüstü anlamda ciddi güçlükler ve değişimler ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.

YÖK Başkanı Erol Özvar, “Salgın sürecinde öğrendiklerimiz, yükseköğretimin klasik değerlerini değiştirmemiş olabilir. Ama bu salgının pek çok sektöre olduğu gibi çalışma, üretme ve bilgiyi aktarma biçimimize ciddi etkileri oldu.” değerlendirmesinde bulundu.YÖK Başkanı Erol Özvar, şöyle devam etti: “Dijital okuryazarlıktan, çevrim içi ders anlatma tekniklerine, çevrim içi dersleri desteleyecek nitelikte ders notlarından farklı materyallere, çevrim içi konferanslar ve seminerlere, çok şey öğrendik. Ve hız kazandık. Üniversitelerimiz yöntem, içerik ve nitelik anlamında ciddi çalışmalar gerçekleştirdiler. Ama net olarak ifade etmek isterim ki başta Cumhurbaşkanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumların desteği ve kararları çerçevesinde hâlihazırdaki önceliğimiz yüz yüze eğitimdir.”

“Üniversite yönetimlerini kutlamak isterim”

Kovid-19 salgınının başlamasıyla birlikte ilk haftalardan itibaren Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin hızla hareket ederek gerekli tedbirleri almayı başardıklarına işaret eden YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversitelerde kurulan koronavirüs komisyonları ile de sahada sürecin basiretle yönetildiğini vurguladı.

Geçen yıl YÖK tarafından üniversiteler ve farklı kurum ve kuruluşlarla görüşülerek hazırlanan Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Kılavuzu’nun üniversitelere salgın sürecinde eğitimin devam edebilmesi için çerçeve kararlar sunduğunu dile getiren YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması gerektiği belirtilerek, üniversite senatolarının karar almada yetkili kılındığını hatırlattı.

Buna karşılık üniversite yönetimlerinin mahalli şartları dikkate alarak programlarına dair hızla yeni düzenlemelere giderek bir yandan sağlık öncelikli politikalar devreye soktuğunu, diğer yandan eğitim-öğretimin aksamaması için gerekli alt yapı yatırımlarını olgunlaştırdıklarını anlatan Özvar, “Üniversite yönetimlerini, bu olağanüstü şartlarda faaliyetlerini aksatmadan ve kesintiye uğratmadan yürütebilmiş olmaları dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak kutlamak isterim.” dedi.

“Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır”

Kampüslerin tüm ülkede kapanmanın yaşandığı günler hariç açık kaldığını, uygulamalı eğitimlerin bir kısmı ile Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerde devam ettiğini aktaran YÖK Başkanı Erol Özvar, hibrit yani karma eğitim modeliyle, çevrim içi uygulamalarla birlikte tedbirler alınarak yüz yüze uygulamalı eğitimlerin de sağlık programları başta olmak üzere çeşitli programlarda yapılabildiğini dile getirdi.

Yine de küresel salgının eğitim ve öğretim süreçlerinde hasarlar oluşturduğunun bir gerçek olduğunu kaydeden YÖK Başkanı Erol Özvar, şöyle devam etti: “Bu yıl, yani 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır. Bununla birlikte yükseköğretim kurumlarımızla koordinasyonun sağlanabilmesi için salgının seyrine göre harmanlanmış eğitim modeli de örgün programlarda halen olduğu gibi kullanılmaya devam edebilecektir. Özellikle uygulamalı eğitimlerin gerekli tüm tedbirler alınarak yüz yüze yapılmasının sağlanması program kazanımlarının elde edilmesi açısından oldukça önem arz etmektedir. Teorik derslerin ise salgının seyrine göre yüz yüze veya belirli bir oranda uzaktan öğretimle verilebileceğini hatırlatmakta yarar görmekteyim.”

“Riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır”

YÖK Başkanı Özvar, kampüslerde eğitim faaliyetlerinin yanı sıra akademik araştırmalar, çeşitli hizmetler ve idari faaliyetler de yürütüldüğüne işaret ederek, “Dolayısıyla yükseköğretim kurumları tarafından salgının kontrolünde sadece eğitim yönünden değil faaliyet alanlarına göre de riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır.” ifadesini kullandı.

Yurtlarla ilgili çeşitli temaslarda bulunuldu

Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların yönetiminin Gençlik ve Spor Bakanlığı uhdesinde olduğunu hatırlatan YÖK Başkanı Erol Özvar, YÖK Başkanlığı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile temas ettiklerini ve yurtların kullanımı konusunda gerekli açıklamaların yapılmasını beklediklerini söyledi.

Yükseköğretim kurumlarının salgın dönemlerinde yüz yüze eğitimde riski azaltacak ve yayılmayı engelleyecek bazı koşulları sağlaması gerektiğini belirten YÖK Başkanı Erol Özvar, bu doğrultuda dünyada da çeşitli kurum ve kuruluşların enfeksiyonla mücadele için çeşitli önerilerde bulunduğunu ve uygulamaya başladığını aktardı.

Farklı programlar ve uygulamalar için farklı tedbirler hayata geçirilmeli

Salgının bölgesel ve yerel seyrinin de farklılık gösterebildiğini, yerel otoritelerle yakın iletişimde olunmasının salgının yayılmasının önlenmesi ve kontrolü anlamında önem taşıdığını vurgulayan YÖK Başkanı Erol Özvar, şu bilgileri verdi: “Dolayısıyla üniversitelerimizden, salgın süreçlerinde eğitim ve öğretimin uygulanmasına yönelik plan yapmaları ve farklı programlar ve uygulamalar için farklı tedbirleri hayata geçirmeleri beklenmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak kampüs ve yerleşkeler için Kovid-19’a yönelik tedbirleri içeren bir Güvenli Kampüs kılavuzu ile eğitim öğretim süreçlerine yönelik ikinci bir rehber, bu yıl güncellemelerle birlikte çerçeve kararlarımızı içeren bu iki rehber uygulamalarda yol gösterici olacaktır. Alınan kararları da içeren bir web sitesi de anlık takipler için yardımcı olacaktır.”

– Kampüs ve yurtlardaki Kovid-19 önlemleri

YÖK Başkanı Erol Özvar, yüz yüze eğitime hazırlanırken akademik ve idari personel ile öğrencilerin aşılanmalarının tamamlanmasının teşvik edilmesinin, ayrıca sosyal ve ortak kullanım alanlarında alınması gereken tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Kampüs ve yerleşkelerde maske ve mesafe kurallarına uyulması, yurtlarda mümkünse aşılı kişilerle aşısız kişilerin ayrı yerlerde kalmasının sağlanması, yine yurtlarda aşısız bireylerin PCR takiplerinin yapılması, belirti gösterenler için izolasyon odalarının bulundurulması ve hem yurt hem de yerleşkelerde tıbbi danışmanlık verilebilmesi, dersliklerin mümkün mertebe havalandırılması, ders saatlerinin sınırlı tutulması blok derslerin yapılmaması, mutlaka ara vererek dersliklerin havalandırılmasının sağlanması basit gibi görünen ancak salgının yayılmasını azaltmada büyük önem taşıyan önlemlerdir. Havalandırma koşulları iyi olmayan amfi ve dersliklerle laboratuvarlarda maksimum kişi sayısı ve kapasitenin aşılmaması, öğrencilerin gruplara bölünmesi de yine önemli uygulamalardır.”

Üniversiteler salgınla mücadelede Ar-Ge çalışmalarına hız vermeli

Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgi kirliliği salgınına dikkat çektiğini, salgın yönetiminde toplumda kanaat önderleri ile birlikte çalışmayı önerdiğini ve maneviyatın desteklenmesinin önemine işaret ettiğini aktaran YÖK Başkanı Erol Özvar, Amerika’da pek çok üniversitede akıl ve ruh sağlığı açısından danışmanlık hizmetlerinin de verildiğini söyledi.

YÖK Başkanı Erol Özvar, “Küresel salgının, gençlerimiz ile akademik ve idari personelimiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmek, avantajları görmelerini sağlamak öncelikli görevlerimiz arasında yer almalıdır. Üniversiteler olarak salgınla mücadelede Ar-Ge çalışmalarımıza hız vermeli, çok disiplinli çalışmalı, sosyal bilimlerle birlikte bilgi kirliliği ile mücadeleye destek vermeli, toplumumuzun ve gençlerimizin yanında olmalıyız.” diye konuştu.

– “Birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır”

Salgınla mücadelenin bitmediğini vurgulayan YÖK Başkanı Erol Özvar, “Başkalarına karşı sorumluluk taşıdığımızı unutmadan ve birbirimizi destekleyerek inşallah bu afetten de kurtulacağız.” diye konuştu.

Kampüslerin geçen senelerde olduğu gibi yine açık olduğunu, kütüphane ve diğer imkânlardan üniversite yönetimlerinin belirleyeceği usullerle öğrencilerin istifade etmeye devam edeceğini aktaran Özvar, “Salgınla mücadele ve mahallinde yükseköğretimi bağlayacak kararlar ilgili bakanlıkların bugüne kadar aldığı kararlar ile kısmen açıklığa kavuşmuştur ve ilgili diğer hususlar da birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır.” dedi.

– YÖK ile üniversiteler daha katılımcı ve yakın iletişimde olacak

YÖK Başkanı Erol Özvar, yeni dönemde YÖK Başkanlığı ile üniversitelerin daha katılımcı ve yakın iletişim ile yükseköğretim hayatına birlikte katkı sağlayacaklarına inandığını dile getirdi. Üniversiteler ile daha yakından, belki bölgesel yakınlıklar dikkate alınarak belirli zamanlarda başkanlık olarak bir araya gelmeyi ve çalışmayı planladıklarını bildiren YÖK Başkanı Erol Özvar, bu programı yakında ilan edeceklerini belirtti.

“Üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur”

“En önemli kamu hizmeti olarak değerlendirdiğimiz eğitim-öğretim hizmeti vermek bakımından üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur.” değerlendirmesinde bulunan YÖK Başkanı Erol Özvar, nasıl ki kamu hizmeti bölünemezse kurumların da bölünemez olduğuna dikkat çekti. YÖK Başkanı Erol Özvar, “Eğitim-öğretimin kaliteli verildiği, ilmi çalışmaların ödüllendirildiği ve nihayet topluma duyarlı hizmetlerin üretildiği bütün kurumlarımız hepimizce takdire şayandır. Bugüne kadar yapılan hizmetleri devam ettirmeyi ve yenilerini onların üzerine koymayı bir vazife telakki ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Niçin üniversitelerimizin dünya ölçeğinde bir başarı hikâyeleri olmasın?”

“Niçin üniversitelerimizin dünya ölçeğinde bir başarı hikayeleri olmasın?” sorusunu yönelten YÖK Başkanı Erol Özvar, “Ben kendi adıma her bir kurumumuzun böyle bir hikayeyi inşa edecek kapasite ve potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Kadim kültür ve medeniyetimizden intikal eden zengin ilmi miras bize bir kez daha muvaffakiyetin ipucunu veriyor. Yeter ki çok çalışalım.” dedi. (BSHA – Bilim e Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Özel Eğitim Öğretmenlerine Atama Engeli !

Türk Eğitim Sen’den yapılan açıklamada, özel eğitim öğretmenlerine atama engeli oluşturulmasına tepki gösterdi.

Sendikadan yapılan açıklamada, “Bilindiği üzere, Özel Eğitim Öğretmenleri, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde bulunan okullara yönetici olarak atanabiliyor iken, bu atama döneminde bahsi geçen kademedeki okullara Müdür ve Müdür yardımcısı olarak atanmak isteyen Özel Eğitim Öğretmenlerinin tercihlerine MEBBİS sisteminde sadece Özel Eğitim Kurumları ile Halk Eğitim Merkezleri açılmıştır. Bu durum Özel Eğitim Öğretmenlerinin mağduriyetine yol açmaktadır.  Türk Eğitim Sen olarak Bakanlığa gönderdiğimiz yazıda, Özel Eğitim Öğretmenlerinin, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde bulunan okullara yönetici olarak atanabilme şartını sağlamaları nedeniyle daha önceki başvuru dönemlerinde olduğu gibi ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde bulunan okullara yönetici olarak başvuru hakkı verilmesi suretiyle mağduriyetlerin önüne geçilmesi hususunda talepte bulunduk” ifadelerine yer verildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

“Aşı Olmayan Öğretmen Ücretsiz İzne Çıkartılsın” Öğretmenler Aşılanmalı

Yazar Nagehan Alçı’nın “Öğretmenlere aşı zorunluluğu getirilsin” önerisi bir grup öğretmenin sert tepkisine yol açtı. ‘nagehanalçıhaddinibil’ twiti Türkiye sıralamasında ilk üçe kadar yükseldi.

Aşılama konusundaki son dönem yazıları ile dikkat çeken Yazar Nagehan Alçı’nın öğretmenler ve velilerin aşılanması konusundaki yazısı gündem oldu. Alçı bu konudaki köşe yazısında öğretmenlerin yüzde 70’inin iki doz, yüzde 85’nin ise tek doz aşı yaptırdığını belirterek, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenlere yönelik koyduğu yaptırımların net olmadığını savundu.

Velilere de Aşı Zorunluluğu Gelmeli

Öğretmenlere aşı zorunluluğu getirilmesi gerektiğini kaydeden Alçı, “Aşı olmak istemeyenlere ücretiz izin hakkı tanınsın” dedi. Velilelere de aynı öğretmenler gibi aşı zorunluluğu getirilmesi gerektiğini hatırlatan Alçı, yazısında şu ifadelere yer verdi, “Sadece öğretmenler değil, işin veli boyutu da var. Sağlık Bakanlığının elinde kaç velinin aşılı olduğu, kaçının olmadığı bilgisi mevcut. Çocuğu okulda olan tüm vatandaşlara da aynı şekilde aşı zorunluluğu getirilmesi gerekiyor. Biliyorum bana kızacaklar olacak ama kim kızarsa kızsın ben mücadelemi sürdüreceğim. Çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı için öğretmen ve velilerin aşılanması şart” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Öğretmenler Kırtasiye Harcama Ödeneklerinin Artırılmasını İstedi !

Türk Sağlık Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’na yazdığı yazıda, öğretmenlerin kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanması için verilen ‘Eğitim-Öğretime Hazırlık’ ödeneğinin artırılmasını istedi.

Sendikadan yapılan açıklamada, “Bilindiği gibi Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği, yılda bir defaya mahsus olmak üzere Eylül ayında kırtasiye ihtiyaçların karşılanması amacıyla sadece öğretmenlerimize verilmektedir. Oysa eğitim çalışanlarını bir bütün olarak değerlendirmek, eğitimin öğretmenler dışındaki diğer çalışanları da bu uygulamaya dahil etmek son derece önemlidir. Öğretmenler dışındaki eğitim çalışanları da  Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneğinden faydalanmalıdır. Bu konuda ayrım yapılması hem çalışma barışını bozmakta, hem de iş verimini düşürmektedir. Tüm eğitim çalışanları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Türk Eğitim-Sen olarak; Milli Eğitim Bakanlığı’na bir yazı yazarak; öğretim yılına hazırlık ödeneğinin miktarının artırılmasını, bu ödeneğin brüt bir maaş tutarında tüm eğitim çalışanlarına ödenmesine ilişkin çalışma yapılmasını talep ettik” ifadelerine yer verildi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Eğitimcilerden Zorunlu PCR Testi Tepkisi 

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 6 Eylül tarihi itibari ile başlayacak olan yüz yüze eğitim hakkında değerlendirmelerde bulundu. Zorunlu PCR testi uygulaması kararının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Geylan, “Sağlıkla ilgili hususlarda gönüllülük esas alınmalıdır” dedi.

Öte yandan, aşı olanların dahi covid bulaşısına muhatap olduğu bir durumda zorunlu PCR testi uygulaması kararının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Genel Başkan, “Sağlıkla ilgili hususlarda zorunluluk değil gönüllülük esas alınmalıdır ki, hukuki olan da budur.” dedi. Genel Başkan açıklamasında şunları söyledi:

“Okullarımızın 6 Eylül’de açılacağı kararını olumlu buluyor ve destekliyoruz. Öğrencilerimizin daha fazla öğrenme kaybına uğramamaları ve öğrenme eksiklerinin giderilmesi için yüz yüze eğitim başlamalıdır. Ancak; öğrencilerimizin ve eğitim çalışanlarının sağlığı için bütün tedbirler hızlıca alınmalıdır. Sadece eğitim çalışanları değil, servis ve kantin görevlilerinin aşı ve covid-19 takipleri de yapılmalıdır. Gerekli hijyen koşullarının sağlanması için yardımcı hizmetli personel eksiği olan tek bir okulumuz dahi bırakılmamalıdır. Salgın koşullarının gerektirdiği tedbirleri almak için okullarımıza ek bütçe tahsis edilmelidir. Teneffüs süreleri uzatılmalı, sınıflar sıklıkla havalandırılmalı, ders süreleri uzaktan eğitimde olduğu gibi 30 dakika olarak ayarlanmalıdır. Salgına karşı şu an tek koruyucu silahımız aşıdır. Okullarımızın açılması sürecinde sadece öğretmenlerin değil, öğrenciyle ilişkili herkesin aşılanması hususunda gayret ortaya konulmalıdır. Ayrıca aşı olanların dahi covid bulaşısına muhatap olduğu bir durumda zorunlu pcr testi uygulaması kararı yeniden değerlendirilmelidir. Sağlıkla ilgili hususlarda zorunluluk değil gönüllülük esas alınmalıdır ki, hukuki olan da budur” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Lisanüstü Eğitim Programları Yerleştirme Sonuçları Açıklandı

1. ALES sonuç belgesi.

2. Yabancı dil sınav sonuç belgesi.

3. Lisans transkripti.

4. Öncelikli Alan araştırma görevlisi kadrosuna atandığına dair belge.

Not: Kayıt işlemlerinde istenilebilecek diğer belgeler için lütfen ilgili enstitülerle iletişime geçiniz. Üniversitelerin Lisansüstü tercih sonuçlarına ulaşabilmeleri için aşağıdaki yolu izlemeleri gerekmektedir. YÖKSİS->Personel İşlemleri->Öncelikli Alanlardaki Araştırma Görevlileri Yerleştirme Sonuçları (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

YÖK’ten Yüz Yüze Eğitim Açıklaması Üniversiteler ne zaman açılıyor

Yükseköğretim Kurulu, “2021-2022 Eğitim ve Öğretim döneminde, Yükseköğretim Kurulu olarak örgün programlarda “yüz yüze eğitime” başlanması için gerekli çalışmalarımız yürütülmektedir” açıklaması yapıldı.

2019 yılının sonlarında başlayan ve 2020 yılının ilk aylarına damgasını vuran COVID-19 küresel salgını ile birlikte yükseköğretim kurumlarında uzaktan eğitime geçildiğini anlatan YÖK yetkilileri, “Uygulamalı eğitimlerin bir kısmına devam edilmesi ve özellikle harmanlanmış (hibrit) öğretimin de yaygınlaşması ile birlikte geçtiğimiz yıl ‘’Küresel Salgında Yeni Normalleşme’’ çalışmaları yapılmıştır. Salgının dinamik bir süreç olduğu göz önünde bulundurulduğunda, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre üniversitelerimizde “Koronavirus Komisyonları” oluşturulmuş, hızlı karar mekanizmaları tesis edilmiştir. 2021-2022 Eğitim ve Öğretim döneminde, Yükseköğretim Kurulu olarak örgün programlarda “yüz yüze eğitime” başlanması için gerekli çalışmalarımız yürütülmektedir. Salgının seyrine, alt yapı imkanları ve yerleşkelerin kapasitelerine göre, COVID-19 salgınına yönelik tedbirler kapsamında yükseköğretim kurumlarımız tarafından gerektiğinde program özelinde yüz yüze ve çevrim içi öğretim yapılabilecektir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Selde Yardımlar Ulaşılamayan Köylere Helikopterle Taşınıyor

Sel felaketinin yaşandığı Kastamonu’nun Bozkurt ilçesi ile Sinop’un Ayancık ilçesinde ulaşılamayan köylere Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı helikopterler, Kızılay tarafından hazırlanan malzemelerini ulaştırıyor.

Kızılay Sinop ve Kastamonu’da kurduğu lojistik merkezler ile ulaşılamayan köylere gönderilecek yardım malzemelerinin helikopterlere sevkini sağlıyor. Hazırlanan yardım malzemeleri araçlarla alana getiriliyor. Yardımlar Kızılay gönüllüleri ile askerler tarafından helikopterlere yükleniyor ve köylere ulaştırılıyor. Gıda maddeleri, temizlik ve hijyen  malzemeleri, ekmek ve diğer ihtiyaç malzemelerinden oluşan yardım kolileri köylerin en uygun yerine indirilerek, ihtiyaç sahiplerine köylülerin desteği ile dağıtılıyor. Devletin ilgili kurumlarının ulaşılamayan köylere yol açma çalışmaları da diğer yandan devam ediyor. (BSHA – Bilim ve Sağlık Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

YÖK’ten Üniversite Adaylarına ‘İkinci Ek Yerleştirme’ Fırsatı

Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, “2021-YKS sonuçları etraflıca değerlendirilmiş olup küresel çapta devam eden COVID-19 salgınının ülkemizdeki eğitim ve öğretim alanındaki olumsuz etkileri de dikkate alınarak yükseköğretim kurumlarının mevcut kapasitelerinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla yeni kararlar alınmıştır” denildi.

YÖK’ün açıklamasında şu ifadeler yer aldı, “Buna göre; AYT/YDT Puanı 180 ve üzerinde olan adayların “merkezi yerleştirme” ve “ek yerleştirme” işlemlerinde puan ve başarı sıraları korunarak tercih ve yerleştirme süreci daha önce ilan edildiği şekilde tamamlanacaktır. 2021-YKS işlemlerine mahsus olmak üzere merkezi ve ek yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlar için “ikinci ek yerleştirme”yapılacaktır. Merkezi ve ek yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlara verilecek olan bu ikinci ek yerleştirme imkânından “TYT puanı asgari 140”; “AYT/YTD puanı asgari 170” olan adaylar da yararlanabilecektir.​ Böylelikle merkezi ve ek yerleştirme işlemlerinde daha önce ilan edilmiş olan baraj puanlarında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. “Boş kalan kontenjanlar için ilave bir tercih fırsatı tanınarak” TYT Puanı 140 ve üzerinde olan adaylar ile AYT/YDT Puanı 170 ve üzerinde olan adaylar için ikinci ek yerleştirme işlemleri esnasında tercihte bulunma imkânı verilmiştir. Buna göre ikinci ek yerleştirme işlemleri sürecinde TYT puanı 140 ve üzerinde olan adaylar “önlisans programlarında”, AYT/YDT Puanı 170 ve üzerinde olan adaylar “lisans programlarında” boş kalan kontenjanlara tercihte bulunabileceklerdir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Kategoriler
Eğitim

Eğitimcilerden “Liyakat Uyarısı”

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Kurumlar, liyakat ve adaleti esas alan bir ahlak ve anlayışla yönetilmelidir” uyarısında bulundu.

Başkan Geylan, Resmi Gazete de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile Milli Eğitim Bakanı olarak atanan Prof. Dr.Mahmut Özer’e yeni görevinin hayırlı olmasını dileyerek,  eski Bakan Selçuk’a da eğitim hayatına kattığı hizmetlerinden ötürü teşekkürlerini sundu.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Özer’e yüklenmiş olduğu yeni mesuliyetinde başarılar dileyen Geylan; “Türk Eğitim-Sen, kurulduğu günden beri olduğu gibi, bu yeni dönemde de eğitim ve eğitim çalışanları için sergilenecek yapıcı ve olumlu tüm gayretleri destekleyen ilkeli duruşunu koruyacaktır. Eğitim hizmetinin daha verimli yürütülmesi, öğrencilerimizin daha başarılı olması ve eğitim çalışanlarının daha huzurlu kılınması yolunda ihlas ve iyi niyetle tüm imkan ve birikimini seferber edecektir.” diye konuştu.

Genel Başkan Geylan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk görevini Sayın Mahmut Özer’e devretti. Sayın Selçuk’a eğitim hayatımıza hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyor, yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Özer’e yüklenmiş olduğu yeni mesuliyetinde başarılar diliyorum. Yılların biriktirdiği problemlerin yanı sıra, salgın döneminin ilave sıkıntıları da Türk milli eğitimini oldukça yormuş durumdadır. İçtenlikle temenni ediyorum ki, yeni dönem, yaşanan sorunların çözümü yolunda iyi niyetli bir yaklaşımla ve eğitimin tüm paydaşlarıyla işbirliği içerisinde yürütülecektir. Bu yeni dönemin, aynı zamanda, çalışma barışının tahrip edildiği, eğitim çalışanlarının ötekileştirildiği, “dışarıdan yapıların” eğitim yönetimini tahakküm altına aldığı istenmeyen durumların artık gündemden çıkarıldığı yeni bir başlangıç olmasını arzuluyorum. İyi niyetli herkesin ortak kanaatidir ki, eğitim kurumları, pozisyonu ve görevi ne olursa olsun hiç kimse ya da hiçbir oluşumun bürokratik, siyasi ya da ekonomik rant aracı değildir. Kurumlar, liyakat ve adaleti esas alan bir ahlak ve anlayışla yönetilmelidir. Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi, ancak, birlik ve beraberlik anlayışının her alanda tesis edilmesiyle mümkün olacaktır. Bu doğrultuda, kamuda ötekileştirme ve ayrıştırmaya dönük tasarruflara asla yol ve izin verilmemelidir. Bu anlamda öncü ve örnek kurum da hiç şüphesiz Milli Eğitim Bakanlığı olmalıdır”

Eğitimde her zaman yapılacak çok iş vardır..

Türk Eğitim-Sen, kurulduğu günden beri olduğu gibi, bu yeni dönemde de eğitim ve eğitim çalışanları için sergilenecek yapıcı ve olumlu tüm gayretleri destekleyen ilkeli duruşunu koruyacaktır. Eğitim hizmetinin daha verimli yürütülmesi, öğrencilerimizin daha başarılı olması ve eğitim çalışanlarının daha huzurlu kılınması yolunda ihlas ve iyi niyetle tüm imkan ve birikimini seferber edecektir. Yeni dönem, hayırlı olsun” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

BSHA – Bilim Sağlık Haber Ajansı

Kaynak: BSHA (Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)